BÖLÜM 6
Sabah olmuştu, akşam yemeği yedik, annemle birlikte sofrayı topladık bulaşığı yıkadık, annemle babam uyumuştu bende odamdaydım bir süre sonra uyumuşum. Aslında bu aklımın ucundan geçmezdi daha iyi olasılıklar vardı hatta söylemiştim de ama bu kadar beklemiyodum, yani babamın bir çocuğu olduğunu düşünmüyordum ne bileyim kafam iyice karışmıştı, acaba artık anneme söylemelimiyim dedim çünkü her şey netleşti yani ama nasıl söylenir bu bilmiyorum ki acaba önce babamla mı konuşsam. Neyse, şu durumda ortaya çıkan şeye bak ya şaka gibi. Kızlarla buluşucaktım, anneme söyledim geç kalma dedi tamam diyip evden çıktım. Babam işe gitmişti gittiyse yani. Aaa bak şimdi hatırladım demek ki geçen mağazadan çıkarken o çocuk kimse ona kıyafet almıştı, ne yazık. O kadar çok şey yaşandı ki tepki bile veremiyordum ama yine de hiçbir şeyi aşamamıştım ve vicdanım da hiç rahat değil, muhtemelen bir süre de olmayacak. Nasıl rahat olucağını biliyorum ama şu anda değil.
Jesse, Karen, Suzie ve ben bizim okulunun yanındaki bir parkta buluştuk, herkesin morali düşüktü tabi normal olarak ;55Please respect copyright.PENANA6zDdhWdBnW
-Emma: Böyle konuşmamak için mi geldiniz?
-Karen: Ne konuşalım, ben hala şok içindeyim ya kim niye bizim öğretmenimize bunu yapsın.
-Emma: İşte aslında bu konuyu konuşmamız gerekiyor hatta benim bir teklifim var size de uyarsa.
-Karen: Ne teklifi?
-Jesse: Ben ne diyeceğini biliyorum bize sakın dedektifçilik oynamayı teklif etme.
-Suzie: Hayır sakın başlama Emma.
-Emma: Arkadaşlar bir durun hemen ön yargıyla yaklaşmayın ya. Siz neler olup bittiğinin farkındamısınız, hatırlarsanız senenin ilk başında dediğim gibi hiçbişey yolunda gitmiyor hepsi düzelene dek de gitmiyecek. Şimdi beni anlıyor musunuz, Ya sizce Bayan Kingston'un bedeni niye benim dolabımdan çıktı ?
-Karen: Bir dakika bir dakika oha evet senin dolabından çıktı da yani?
-Emma: Bayan Kingston'la en iyi anlaşan arası en iyi olan kim, ben demi evet ve benim dolabımdan çıktı yani bunlar bir tesadüf mü, bunu yapan her kimse beni biliyor ve eminim ki sizi de biliyor yani bence kesinlikle dikkatimizi çekmek için yapılan bir şey ben böyle yorumladım siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama biraz düşünün.
-Jesse: Öncelikle Emma sakin ol ve biraz mantıklı düşün şu zamana kadar hep bir macera aradın yani bu dümdüz bir tesadüf olabilir olması da çok olağan bir olay o nedenle gereksiz yere olay çıkartmaya gerek yok bence.
-Suzie: Yani bana sorarsanız ikisi de olabilir ama yani sadece bu ikisi var net, kesin bir şey yokken herhangi birşey yapmamalıyız.
-Emma: Zaten ben de öyle diyorum size direkt gelip birşey yapalım demedim ki ben, bunu söylicem artık bir dinlerseniz, bu soruşturma sürecince gözünüzün açık olmasını istiyorum yanyana olamasak bile ipucu veya gözünüze çarpan birşey olursa hemen birbirimize haber vericez tamam mı bizde artık bu olayın içindeyiz.
-Jesse: Peki tamam öyle diyorsan bir bakalım neler olucak.
-Karen: Aynen denemekten zarar gelmez.
-Suzie: Benlik zaten sıkıntı yok bana da uyar.
-Emma: E o zaman tamamdır. Bu arada şeyi soracağım şu Kandy ve Janet hakkında bir gelişme oldu mu çünkü ben hiçbir şey bilmediğim için sanki çözülmemiş gibi üstü kapandı.
-Karen: Ya ben de merak ediyodum onu ama geçen günlerde annemle babam konuşurken duydum, soruşturma kapatılmamış sadece öyle gösteriyolarmış gizli yürütülüyormuş.
-Emma: Nereye kadar yürüyecek acaba?
-Jesse: Arkadaşlar size saçma gelebilir ama ben birşey farkettim, şey ee geçen sene olay zamanlarını hatırlıyormusunuz ?
-Suzie: Bir dakika şeydi ıı ekim zamanıydı sanki okul yeni açılmışt-
-Emma: Nee inanamıyorum arkadaşlar, yani geçen sene bu zamanda olmuştu yine, bu ne demek, hala tesadüf olduğunu düşünemiyorum ben.
-Karen: Cidden sanki tarih tekerrür ediyor bu yapılan şeyler bağlantılı bence ve aynı zamanda farkettiyseniz de öldürülen kişilerin hep hiçbirşeyleri olmuyor yani birşeyden şüphe edemiyorsun.
-Emma: Evet dimi Janet ve Kandy yeni gelmişti, sessiz sakinlerdi kimseye zararları yoktu ve kimseleri de yoktu tanınmıyordu ve aynı zamanda Bayan Kingston' u sevmeyen yok çok sevilen biri çok iyi biri ve düşmanı ona karşı olan kimse de yok yani kurbanlar hakkında hiçbir çıkarımda bulunamıyoruz bu her kimse çok zeki ve ne yapıcağını biliyor. Ne niye öldürüldüklerini ne de kim olduğunu bilmiyoruz, zaten ikisi de aynı ipte.
-Suzie: Eee ne diyorsun?
-Emma: Akışına bırakıcaz ve gözümüzden hiçbirşeyi kaçırmayacağız.
En azından sadece ben bilmiyordum, tek değildim. Ama ben neredeyse kardeşimi unutuyordum o hala yok ve kayıtlara göre bir süre sonra hala ortaya çıkan çıkmazsa ölü sayılıcak. Bundan dolayı korkmuyorum çünkü nedense onun bir yerde olduğunu düşünüyorum. Öyle hissediyorum yani. Şu anda Bayan Kingston ve geçen sene olayı için ne yapıcağımı biliyorum ama babam hakkında ne yapmalıyım bilmiyorum.
Kalktık, herkese evlere dağılıcaktı. Karen ve Suzie gitti ben de Jesse'yle yürüyordum. Evimiz yakındı.
-Jesse: Emma?
-Emma: Efendim
-Jesse: Emma sen iyimisin yani her şey yolunda mı ya bu da sorumu tabi her şey yolunda değil ama sen nasılsın?
-Emma: Şey evet yani iyi olmaya çalışıyorum niye sordun ki asıl sen iyi misin?
-Jesse: Ya beni boşver ben iyiyim kardeşin hakkında bir şey var mı ?
-Emma: Maalesef hala haber yok ama eninde sonunda bulunucağını düşünüyorum.
-Jesse: Üzüldüm ama böyle düşünmen çok güzel sen kötü şeyleri düşünme eminim ki o haylaz çıkar bir yerlerden.55Please respect copyright.PENANAbCCbCr8YP9
Biz böyle konuşurken kardeşimin yaklaşık bir buçuk aydır olmadığını farkedince, ne düşüneceğimi bilemedim.
-Jesse: Bu arada ailen nasıl onları iyi mi?
Ne demezsin işte babamın başka bir ailesi falan var, annemde kafayı yemek üzere kardeşim yok diye, babamın da kendisini aldattığını düşünüyor zaten desem ne olur ki.
-Emma: İyiler iyi hep birlikte olduğumuz sürece destek olmaya çalışıyoruz birbirimize, sağ olsun babam hep yanımızda.
-Jesse: İyi iyi sizin adınıza çok sevindim, bu arada ne olursa olsun bana herşeyi söyleyebileceğini biliyorsun öyle değil mi ben senin en yakınınım bak tek değilsin hiçbir zaman unutma her konuda ben yanındayım.
-Emma: Biliyorum teşekkür ederim iyi ki varsın ve bana da aynı şekilde sen öylesin.
Sarıldık ve sonra yollarımız ayrıldı. Eve gelmiştim, annemin daha iyi durumda olduğunu görünce şaşırdım, yanına gitttiğimde birşeyler atıştırıyordu. Ne kadar da iyi göründüğünü ve ne olduğunu sordum. Babam annemi aramış biraz derin sohbet etmişler anneme çiçek yollamış hep yanında olucağını söylemiş ve akşam da başbaşa yemeğe çıkıcaklarmış. Ona sevindiğimi söylediğimde bana baban hakkında yanlış düşünmüşüm dedi. Orda yıkıldım acaba söylemelimiyim ama hayır şuan bu mutluluğunu bozamazdım ama bu çok yanlış. Şu anda bunu söyleyemem o bana inanıyordu ama elimde bir kanıt yokken yapmasam daha iyi.
Biraz konuştuk ben odama çıktım zaten hafiften hava kararıyordu annem de babamla çıkmak için hazırlanıyordu. Saat 8'de babam gelicekti ben de salona indim annemin yüzü düşmüştü.
- Emma: Anne ne oldu babam geliyor mu?
-Polly: Ya baban erteledi, bugün çok acil iki akşam toplantısı varda az önce aradığı yerden tam çıkmış sonra patronu aramış markete mi ne uğrayıp iş yerine dönücekmiş.
-Emma: Öyle mi, e sıkma canını anne bir şey olmaz ben yemek yaparım bize mis gibi yeriz markete gidip en sevdiğin makarnadan alayım mis gibi soslayıp hazırlıyım olur mu git üstünü değiştir televizyonu aç rahat rahat otur ben hemen gelirim.
-Polly: Olur kızım teşekkür ederim.
Annemi öptüm sonra markete çıktım, bizim evin orda hep gittiğim bir market vardı yine oraya gidiyordum. Markete tam giricekken arkadan babamın ceketini giyen bir adam gördüm benim tarafıma döndü ve gördüm ki babammış, demek ki bu markete gelmiş acaba neden, iş yeriyle buranın alakası ne yine anneme yalan söyleyip diğer kadına mı gidiyorsun şerefsiz. Ne kadar da iğrenç bir babam var. İşte aileni seçemiyorsun. O an aklıma şeytan girdi ve içeri girmeyip onun çıkmasını bekledim.
Baktım elinde yine iki poşet yiyecekle çıktı, o an karar verdim annem beni bekliyordu kıyamam ama şimdi bu daha önemli onu takip edeyim dedim. Arabasını ara bir sokağa park etmiş hafif gelişme var ama biraz daha kendini geliştirmen gerekiyor baba hala görünüyorsun. Arabaya bindi, hızı benim onu takip edebileceğim kadar yavaştı. Takip etmeye başladıktan biraz sonra daha da hızlandı o hızlanınca biraz hızlandım ayrıca ecel terleri döküyordum görünmemeye çalışırken. Durdu, bende durdum sonra telefona bir şeye baktı sürmeye devam etti, marketin üç sokak üstüne gitti biraz sessiz bir yerdi, iş yerine hiç benzemiyordu. Kontağı kapattı ben bir yığıntı gibi bir şeyin arkasındaydım aynı zamanda etrafıma ve çevreme de bakıyordum. Arabadan indi, poşetini de aldı arabayı kilitledi. Yönü bir binaya bakıyordu bina orta halli eski yapım değil ama orta halli birinin kalabileceği bir yere benziyordu. Siteye girdi bende yavaş yavaş arkasından peşinden gidiyordum nefes bile zor alıyordum derken birini aradı sonra binanın kapısı açıldı ki zor olan bu andı. O içeri girdi kalbim yerinden kopacak gibi çarpıyordu. Kapı kapandı şimdi ne yapıcaktım derken annem aradı nefesimi toparladım elim ayağım titriyordu ama telefonu açtım;
-Polly: Nerdesin nerede kaldın ?
-Emma: Anne Jesse aradı ben tam marketteyken, biraz fenalaşmış onun yanına geldim sen dolapta dünden kalan yemek vardı onu ye ben hemen gelirim bugünlük böyle oldu özür dilerim ve seni seviyorum anne
-Polly: Sorun değil birtanem sen eve geç gelme saat geçiyor baban gelir evde ol.
-Emma: Ne zaman geliyormuş?
-Polly: Bir saate.
-Emma: Tamam anne gelirim ben hadi yemeğini ye ve dikkat et.
-Polly: Sende dikkat et ve geç kalma.
Ağlamak üzereydim ama kendime gelmem gerekiyordu ve mantıklı düşünmeliydim. İçeri giricem ama kapı kapandı ve nasıl açıcam bilmiyorum derken büyük bir risk alıp siteye girdim tam o anda biri geldi binada oturan biri ve kapıyı açtı bende onunla birlikte çok sessiz bir şekilde katları dolaşarak babamın ayakkabısını aramaya başladım. Son kata kadar geldim ve on altıncı numaralı kapının önünde ayakkabıyı buldum.
On an yere düşüp bayılabilirdim , kapıyı mı çalsam, arasam mı ne yapsam. Tamam tamam hazırım arıyorum, sesini kısayım ki duymasın ;
-Jake: Efendim kızım
-Emma: Baba nerdesin ne zaman gelirsin ?
-Jake: İşteyim, yarım saate gelirim neden sordun ki?
Kapıya bir kez vurdum, kapıyı açtı ve elimde telefon açık bir şekilde
-Emma: Bilmem baba iş yerin değişmiş hayırlı olsuna gelmiştim !
-Jake: Kk-kızım senin ne işin var burada gel biz aşağı ineli-
-Emma: SUS HAYIR baba napıyorsun sen burada, çekil içeri girice-
İçeriye adımımı attığım anda bir ses;
-Baba nerede kaldın artık gel.
Sesin geldiği yere gittim ve Hayatımın şokunu yaşadım.
-HARRY?!
55Please respect copyright.PENANAzk0GtUqj3C
55Please respect copyright.PENANAi9WxXyZfhq
55Please respect copyright.PENANAENy57G4hBG
55Please respect copyright.PENANARkh31amGOc
55Please respect copyright.PENANAW7iAdFCLNf
55Please respect copyright.PENANAonynCeKDR6
55Please respect copyright.PENANAxBxc03TCIC
55Please respect copyright.PENANATvj1Y0fEd4
55Please respect copyright.PENANAvoonUFci5o

→ Request update